Af gecesi Berat Kandili'ni Kutsal Topraklar'da idrak edin! Tugay Hoca ile Berat Kandili umresi. Arınma fırsatı ve en uygun fiyatlar sayfamızda.
Aziz kardeşim, gel seninle bir hayal kuralım. Öyle bir yolculuk düşün ki, hem ayakların hem de ruhun yürüdüğü... Öyle bir gece düşün ki, Rabbimizin rahmet ve mağfiret kapılarını sonuna kadar açtığı... İşte bu ikisini, Kâbe'nin gölgesinde, Mescid-i Nebevî'nin huzurunda birleştirdiğimiz o kutlu Berat Kandili Umresi'ni konuşalım istiyorum. Niyetimiz, bu mübarek yolculuğa kalbiyle niyetlenmiş sizlere hem bir gönül yoldaşlığı yapmak hem de aklınızdaki sorulara tecrübelerimizle bir nebze olsun ışık tutmaktır. Gelin, Kur'an'ın nuru ve Efendimiz'in (s.a.v.) adımlarının izinde, bu eşsiz yolculuğun manevi iklimine birlikte girelim.
Değerli yol arkadaşım, mübarek üç ayların o manevi ikliminde ilerlerken, Ramazan'ı şerifin tatlı bir habercisi gibi gelen bir gece vardır. O gece, sanki gökyüzünün bütün kapıları ardına kadar açılır, rahmet pınarları coşar ve Yüce Mevla'mızın affı, coşkun bir nehir gibi yeryüzüne akar. İşte o gece, Şaban ayının on beşinci gecesi, yani bizim canımız, Berat Gecemiz'dir. Bu gece, Rabbimizin huzurunda kulluk senedimizi yenileme, omuzlarımızdaki günah yüklerinden silkelenip arınma ve O'ndan beraatımızı, yani ebedi kurtuluş belgemizi isteme vaktidir.
Kelimelerin de bir ruhu vardır, aziz kardeşim. "Berat" kelimesi, kulağımıza ne kadar hoş geliyor, değil mi? Kökeni Arapçadaki "berâet"ten gelir. Manası o kadar derindir ki... Borçtan kurtulmak ne büyük bir ferahlıktır, değil mi? İşte manevi borçlarımızdan, omuzlarımızdaki o ağır yükten, bizi yoran suçluluk duygusundan kurtulmaktır Berat. Gönül diliyle söyleyecek olursak bu gece, kulun Rabbine "Allah'ım, ben geldim, tüm yüklerimle kapına geldim, beni arındır, temize çıkar" dediği, Rabbinin de sonsuz merhametiyle "Kulum, seni affettim, borcunu sildim, azadımsın" müjdesini verdiği bir gecedir. Bu yüzden bu gece, takvimdeki herhangi bir kandil değil, her birimiz için manevi bir aklanma ve Rabbimizin huzurunda kurtuluş senedimizi alma fırsatıdır.
Cenab-ı Hak, Duhan Suresi'nde bizlere sesleniyor:
“Hâ Mîm. Apaçık olan Kitab'a andolsun ki, biz onu mübârek bir gecede indirdik. Şüphesiz biz insanları uyarmaktayız. Katımızdan bir emirle her hikmetli iş o gecede ayırt edilir.”
İşte bu ayette geçen o "mübarek gece" ifadesi, alimlerimiz arasında ne güzel bir ilmi zenginliğe vesile olmuş. Büyük çoğunluk, bunun Kadir Gecesi olduğunu söylerken, İkrime gibi bazı büyük müfessirler ise bu gecenin Berat Gecesi olduğunu bizlere müjdelemiş. Bu farklılık, gecenin değerini asla azaltmaz, aksine onun ne kadar derin manalar taşıdığını gösterir. Şöyle düşünelim: Alimlerimiz diyor ki, bir yıllık kaderimizin, rızıklarımızın, ecellerimizin planlandığı, Levh-i Mahfuz'dan meleklere bildirildiği gece Berat Gecesi'dir. Bu planın nihai onayının verilip ilan edildiği gece ise Kadir Gecesi'dir. Yani Berat, kader kaleminin cızırtılarının duyulduğu o hikmetli gecedir.
Şimdi bir anlığına durup düşünelim... Bir yanda zamanın en kıymetli dilimlerinden biri olan Berat Gecesi... Diğer yanda mekânların en şereflisi, Allah'ın evi Kâbe... Bu ikisini bir araya getirmek, bir müminin kalbinde yaşayabileceği en büyük manevi bayramlardan biridir. Bu, sadece bir gezi değil, affın ilan edildiği gecede, affın merkezinde olmaktır.
Efendimiz (s.a.v.) müjdeliyor, Berat Gecesi'nde Rabbimizin rahmeti dünya semasına iner, "Yok mu af dileyen, affedeyim! Yok mu rızık isteyen, rızık vereyim!" diye kullarına seslenir. Bu, zamanın bereketidir. Kâbe-i Muazzama ise yeryüzünün kalbi, duaların kıblesi, mekânların en kutsalıdır. İşte Berat Umresi, zamanın bu sonsuz bereketiyle mekânın o eşsiz şerefini birleştiren müstesna bir andır. Bu an, dualarımızın gökyüzüne en kestirme yoldan ulaşacağı, tövbelerimizin kabulü için en büyük fırsattır.
Gözlerinizi kapatın ve bir anlığına hayal edin... Beyaz ihramlar içinde, dünyanın her köşesinden gelmiş, dilleri farklı ama kalpleri aynı aşkla çarpan milyonlarca kardeşinizle Kâbe'nin etrafında dönüyorsunuz. Her adımda günahlarınızın döküldüğünü, her duada meleklerin "âmin" dediğini hissediyorsunuz. Başınızı kaldırıp Kâbe'nin heybetine bakarak Rabb'inize şöyle fısıldıyorsunuz: "Allah'ım! Gecelerin en affedicisinde, mekânların en şereflisindeyim... Beyt'inin yanı başındayım. Ne olur, adımı beraatını alan kullarının arasına yaz!" Bu niyaz, o atmosferde ne kadar derinden hissedilir, değil mi? O gece Kâbe'ye bakarak kılınan bir teheccüdün, gözyaşlarıyla okunan Kur'an'ın lezzetini başka hiçbir şey veremez.
Eğer programınızda Medine-i Münevvere de varsa, bu manevi ziyafetin tadı bir kat daha artar. Berat Gecesi'nin feyzini ve bereketini, Efendimiz'in (s.a.v.) "cennet bahçelerinden bir bahçe" diye müjdelediği Ravza-i Mutahhara'da yaşamak... O'nun mübarek kabrinin başında durup, "Esselâmu aleyke yâ Resûlallah" diyebilmek... Rabbimizin Ahzab Suresi'ndeki emrine uyarak, o gece O'na bol bol salât ve selâm getirmek, şefaatini dilemek... İşte bu, kelimelerin anlatmaya yetmeyeceği bir bahtiyarlıktır.
Kardeşim, sakın unutma! Berat Kandili Umresi, pasaportuna bir damga vurulup dönülen turistik bir seyahat değildir. O bir milattır. Günahlarından arınarak, Rabbinden "kurtuluş senedini" alarak hayata tertemiz bir sayfa açma imkânıdır. Ama asıl mesele, o bembeyaz sayfayı temiz tutabilmektir. Bir hocamızın dediği gibi: "Sen, bu gece alacağın karar doğrultusunda bundan sonraki ömrüne vereceğin yön ile berat edeceksin." Bu kutlu yolculuğun en büyük hediyesi, bavuluna koyduğun hurmalar veya zemzemler değil, vatanına döndükten sonra kalbinde ve hayatında yaşattığın o manevi bilinçtir. Asıl tavaf, hayatın Kâbe'sinde, yani Rabbimizin emirleri etrafında başlar.
Bu kutlu yolculuğun bütçesi, elbette niyet eden her kardeşimizin aklındadır. Fiyatlar, turun gün sayısına, otellerin Harem'e yakınlığına ve sunulan hizmetlere göre değişiyor. Şöyle düşünelim: Daha mütevazı, servisle ulaşım sağlanan otelleri tercih edenler için daha ekonomik paketler mevcut. Kâbe'ye veya Mescid-i Nebevi'ye şöyle odasından bakar bakmaz selam vermek, birkaç adımda ulaşmak isteyenler için ise yürüme mesafesindeki yıldızlı otellerin olduğu farklı seçenekler var. Önemli olan, sizin bütçenize ve gönül rahatlığınıza en uygun olanı bulmak için farklı acentelerin programlarını güzelce incelemenizdir.
Kardeşim, o mübarek gecede kalbinden ne kopuyorsa, en güzel dua odur. Umrenin tavaf, sa'y gibi temel ibadetleri değişmez. Ancak o gece, Kâbe'nin karşısında durup, gözyaşları içinde samimiyetle yapacağın bir tövbe, binlerce rekat nafile namazdan daha kıymetli olabilir. Yine de Efendimiz'in (s.a.v.) bu geceye özel okuduğu rivayet edilen dualarla Rabbimize yakarmak, duamızı daha da güzelleştirir.
Heybeni iki türlü dolduracaksın aziz kardeşim: Biri maddi, diğeri manevi. Manevi heybene önce ilmihal bilgilerini, yani umre nasıl yapılır, ihram yasakları nelerdir, bunları güzelce öğrenerek doldur. Sonra o heybeye bolca sabır koy, zira orası bir sabır mektebidir. Hoşgörüyü ve tebessümü dilinden eksik etme. Vaktin kıymetini bil; zamanını çarşıda pazarda değil, tavafta, tefekkürde, Mescid-i Nebevî'de geçir. Rehber hocanı can kulağıyla dinle ve bol bol zemzem içmeyi unutma.
Bunu şöyle düşünelim: Herkes aynı hedefe, Allah'ın evine gitmek istiyor ama bu yolda farklı konfor seviyeleri var. Fiyatları etkileyen en temel şeyler; uçağın direkt mi aktarmalı mı olduğu, otelin Kâbe'ye bir adımlık mı yoksa servis mesafesinde mi olduğu, kaç gün kalacağınız ve yemeklerin dahil olup olmadığıdır. Her bütçeye uygun bir yol mutlaka bulunur, yeter ki niyetler halis olsun.
Velhasıl kelam, Berat Kandili'nde yapılan bir umre, birkaç günlük bir seyahat programından çok öte, ömre bedel bir diriliştir. O, kulun Rabbiyle olan sözleşmesini yenilediği, manevi bir uyanış yaşadığı kutlu bir yolculuktur. Oradan getireceğin en kıymetli hediye, ne hurma ne tespihtir; bavullara sığmayacak olan ibadet aşkı, kardeşlik ruhu ve sabır ahlakıdır.
Asıl imtihan ve asıl kulluk, o topraklardan ayrıldıktan sonra başlar. O mübarek iklimde kazandığın manevi hali, bir emanet bilip günlük hayatına taşıyabilmektir bu yolculuğun en tatlı meyvesi.
Cenab-ı Hak'tan niyazımız odur ki; bu kutlu yolculuğa niyet eden her bir kardeşimize bu imkânı nasip eylesin. Yapılan ibadetleri, dökülen gözyaşlarını ve edilen duaları katında en güzel şekilde kabul buyursun. Her birimizi, beraatını almış, anasından doğduğu gün gibi tertemiz kullar olarak vatanlarımıza, yuvalarımıza dönmeyi nasip eylesin.
Âmin.